<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9123432221727993451\x26blogName\x3dBilgi+Seli\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLUE\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/\x26vt\x3d7293253217523931086', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

<$


Biliyorsunuz iki televizyon kanalinda icat yarismasi yayinlandi. Kanal D'deki ben hic izleyemeden bitse de NTV'deki Turk Mucit yarismasini arada sirada izleme firsati buluyorum. Izlerken dikkatimi ceken bir kac noktayi sizinle paylasmak istedim:
  • Kotulerle baslayalim, yarisan icatlar icinde en basarisiz olanlari yuksek seviyede teknik bilgi gerekenlerdi. Genelde teknik prensiplerin yanlis anlasilmasi sonucu bazi fikirler ortaya atilmisti. Mesela arabalarin onune miknatis yerlestirerek carpisma etkisini azaltmayi dusunenler hatta iki tane miknatis kullanip kendi kendine giden paten yapabilecegine inananlar vardi.
  • Yarismada bolca sonsuz enerji makinesi projesi de vardi. Mesela birisi bir tupte bulunan suyun havasini cekerek yukselmesini sagladiktan sonra suyun asagi inerken olusturdugu enerjinin yukseltmek icin kullandigindan daha fazla oldugunu iddia ediyordu. Gerci biliyorsunuz koca koca sirketlerimiz yoktan enerji var edebilecegine inandiktan sonra siradan vatandasa kizmamak lazim. Sahiden ne oldu bizim donergec?
  • Yarismanin en basarili icatlari ise gunluk hayata dair pratik fikirlerdi. Yarismacilarin calistigi iste veya evde karsilastigi bir sorun icin gelistirdikleri cozumlerden bazilari cok yaraticiydi. Mesela su ana kadar gordugum en basarili icat, bir marangozun yaptirdigi guvenli merdivendi. Yarismaci zaten bir protopini yapmis getirmis, hatta projesini de tescil ettirmisti. Orada olsam kendisini yanaklarindan opecektim. Ne yazik ki buraya koymak icin videosunu aradim ama bulamadim.
  • Yarismacilarin bir ortak ozelligi de hemen hemen hepsinin icatlarinin dunyayi degistirecegine inanmalariydi. Icadin konusu ne olursa olsun (kalorifer tesisati ile bile ilgili olsa) herkes teknolojide devrim yaptigina kesin gozuyle bakiyordu. Bu yuzden elenenlerin daha sonra yaptigi kizgin yorumlari dinlemek cok eglenceli oldu.
  • Yarismanin jurisinin bazi icatlardaki mantik hatalarini daha hizli kavramalarini beklerdim. Bana sorarsaniz cogunlukla teknik icatlarin geldigi bir yarismada bilgi birikimi daha yuksek kisilerin juri olmasi gerekirdi. Ama yine de haklarini yememek lazim, icatlarin cok genis bir konu alani var ve hepsinin her konuya hakim olmasini bekleyemeyiz.
Insanlari yaraticiliga ve uretime tesvik eden boyle bir yarisma olmasi bence cok iyi. Boyle bir yarisma halkimizda bulunan yaraticiligi ortaya cikariyor diye dusunuyorum.

Etiketler:

p>

Yazar: <$mehmetraquo; Yorumlar:

<$


Bazi bilimsel konular medya sayesinde populerlige kavusunca isin bilimsel tarafi artik tartisilmaz hale geliyor. Bir kavram moda olmaya gorsun herkes isin aslini arastirmadan papagan gibi ayni seyleri soyluyor. "Hidrojen enerjisine gecelim dogayi temiz tutalim" sozleri de bunlardan biri. Soyleyince cok guzel duruyor da su basit gercegin kimse farkinda degil: Hidrojen enerji kaynagi degildir.

Evet, degildir cunku dogada bulunmaz. Komur madeni gibi hidrojen madeni yoktur, petrol kuyusu gibi hidrojen kuyusu da yoktur. Dolayisiyla benzin yerine hidrojen kullanmayi dusunuyorsaniz bu hidrojeni nasil elde edeceginizi de dusunmeniz gerekiyor. Malumunuz hidrojen sudan elektroliz yoluyla elde edilebilir. Fakat bu elektroliz icin de enerji harcamak gerekir. Hidrojeni yakarken elde ettiginiz enerji onu uretirken harcadiginizdan fazla olamaz (enerjinin korunumu). Hidrojeni uretirken kullanacaginiz enerji de "gercek" enerji kaynaklarindan elde edilebilir. Mesela komur santralinde elektrik yerine hidrojen uretmek, bu hidrojeni de araclarda kullanmak mumkundur.

Iste bu yuzden hidrojen sadece bir enerji tasiyicisidir. Nasil elektrik bir enerji kaynagi degil bir enerji tasiyicisiysa hidrojen de boyledir. Hidrojeni fosil yakitlardan faydalanarak uretirsek karbon yayilimini azaltamayiz ama karbonun sadece santralde uretilmesini saglayabiliriz. Boylelikle ortaya cikan karbonu dogaya salmadan saklamak mumkun olabilir. Araclar da hidrojen yakarken karbon salmadigi icin sehirlerin havasi daha temiz kalir. Fakat tekrar ediyorum, toplamda ortaya cikan karbon miktari azalmayacaktir.

Ne var ki hidrojeni tasimak ve saklamak masraflidir. Ayrica hidrojenin enerji yogunlugu (yani birim hacminin yakilmasiyla elde edilen enerji miktari) benzine gore cok daha az oldugu icin cok yuksek basincta saklamak gerekir. Bu yuzden hidrojen teknolojisinin yakin gelecekte pratik ve ekonomik bir kullanimin olmasi pek mumkun degildir. Ama herkes yine de pek heyecanli bu konuda.

Bana inanmiyorsaniz buraya bakabilirsiniz.

Etiketler: ,

p>

Yazar: <$mehmetraquo; Yorumlar:

<$

Dünya artık gerçekten daha hızlı dönüyor olmalı. Çünkü "gün" denen zamanın bu kadar dar bir aralıkta olduğunu daha önce hissetmemiştim. Zaten daha önceki yazıda böyle bir uyarının olduğu haberini sizlerle paylaşmıştım ama zaman o kadar hızlı akıyor ve dünya o kadar büyük bir hızla eriyor ki artık uzaydan bile erimeyi görebiliyorsunuz.
Küresel ısınma ile ilgili son yazı biraz gecikmeli de olsa burada. Küresel olarak ısınmamızın nasıl başladığını ve nerede olduğumuzu daha önceki iki yazıda kısaca anlatmıştık. Bu yazıda geleceğe bakacağız.
Olmuşlar şu an olanların habercisiydi ve eğer kafamızı kaldırıp bakarsak şu an olanların da geleceğe dair ipuçları taşıdığını görebiliriz. BM'nin bir önceki yazıda belirttiğim raporunu deklare eden bilim adamları kafalarını hep kaldırıp ufka baktıklarından oldukça çarpıcı ve bizler için uyarıcı olması gereken öngörülerde bulunmuşlar. İşte bazıları:
Dünyanın en önemli evrim biyologlarından State University of New York-Stony Brook profesörü Douglas Futuyma, küresel ısınmanın canlıları üzerindeki etkilerini şöyle özetliyor; “Ciddi bir krizle yüz yüzeyiz, ancak bu kriz uzak gelecekte gerçekleşecek diye sanırken, 50 yıl içinde bizim hayatımıza girecek.” Bu bile gelecekle ilgili iyimser bir tahmin bugünlerde. En aşağıdaki haberi okuduğunuzda hak vereceksiniz.
Bunların dışında en önemli öngörülerden biri de her ne kadar küçük gibi görünse de geçen yazımızda da bahsettiğimiz mercanlar solma tehlikesinin yeniden ortaya çıkması. Zira, mercanlar ekosistemde önemli bir noktada bulunuyor ve yoklukları büyük bir zinciri çöküşü demek. İsterseniz buradan (ntvmsnbc.com) okuyun.

Peki global olarak ısınan dünyada bunlar olurken bu büyük ama artık cebimize sığan dünyada küçük bir toprak parçası olan vatanımızda neler olacak?
Bununla ilgili açıklama İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Müh. Bölümü ve Afet Yönetim Merkezi Öğr. Üyesi Prof.Dr.Miktad Kadıoğlu'ndan geldi. Radikal'de yer alan öngörüleri eğer gerçekleşirse bizleri hiç de iyi günler beklemiyor. En çok dikkat çekn tarımsal arazilerin %20 azalacak olması. Bu hem sağlığımız, hem ekonomimiz, hem de ülke huzuru için önemli bir nokta. Neleri tetikleyebileceğini düşününce sorunu daha iyi görebiliyoruz.
Bütün bunlar sadece öngörü ama, şimdilik. Gerçekleşmesi ise işten bile değil.
Bu noktada ilginç bir araştırmaa dikkat çekmek isterim. Küresel ısınmanın gerçekleşmesinin bazı ülkeler için iyi bile olabileceği düşünülüyor. Newsweek'te yayınlanan ve benim Milliyet'ten alıntı yaptığım aşağıdaki haritada bazı ülkelerin iklim değişikliğinde faydalandığı görülüyor. Aslında bu soğuk olan yerlerin ısınıp ekvatora daha yakın ülkelerin bitkleri için gelişime uygun alanlara dönüşmesi.
Bütün bunlar olurken tabiki birileri bu konuda iyi şeyler yapmaya çalışıyor. En çok dikkat çeken "The Inconvinient Truth" filmiyle Al Gore. Yaptığı ise insanların bu tehlikenin farkına varmasını sağlamak ve çeşitli organizasyonlara deste vermek. Bu konuya eğilmiş ve bu konuda bu kadar üst düzeyde birinin varlığı oldukça önemli. Yaptıklarında da oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde verdiği konferanslarla oldukça ilgili bir kitle oluşturdu. Öyle ki küresel ısınmaya dikkat çekmek için çeşitli mitingler ve kampanyalar Uzakdoğu'da sıkça düzenlenir hale geldi. Düşüncelerini içeren kısa bir haber burada. Biraz politika koktuğunu düşünebilirsiniz, ben öyle düşünmüyorum ama öyle bile olsa böyle bir "uyarıcı kişi"nin varlığını takdir ediyorum.
Bu felakete dikkatleri çekmeye çalışanlar sadece Al Gore, bilim adamları ve çevreci kuruluşlar değil. Sheryl Crow, Red Hot Chili Peppers, Snoop Dog, Bon Jovi, Black Eyed Peas gibi grupların ve şarkıcıların da içinde bulunduğu bir organizasyon 7 Temmuz'da 7 ayrı şehirde konserler vererek bu felakete dikkat çekmeye çalışacak.
Amatör olarak "uyarıcı" olmaya çalışan ve kendilerine "Global Warner" diyen bir grup da mevcut ve bu grubun Türk arkadaşlardan oluştuğunu hatırlatalım. Kendilerini sonuna kadar destekliyoruz. Hikayelerini ve yapmak istediklerini kendi sitelerinden (GlobalWarner.org) okumanızı isterim.
Tabiki ülkemizde doğaya en çok değer veren kurum olan TEMA bu konuda da uyarıcı rolünü üstleniyor. Son zamanlarda TV de görmeye başladığımız "Suyu Boşa Harcama!" reklamlarında önemli uyarılarda bulunuyor. Yapabileceklerimiz de çok güzel bir şekilde sıralanmış.
Bütün bunlar olurken ve artık dünya daha hızlı dönmeye başlamışken bu felaketten dönmeye ne kadar zamanımız kaldı dersiniz? Tahminleri alayım. 20 yıl? 50 yıl?
Hayır! Anlaşılan sadece 5 yıl!

Bu kadar okuyup bilgilendiğiniz için teşekkür ederiz. Bu konuda yazılacak ve okunacak daha çok yazı var ama biz burada noktayı koyacağız. Ancak, sadece sizler için toparladığım bu bilgiler bile felaketin boyutunu gözler önüne sermeye yeter. Hepimize bu konuda görev düşüyor, sadece üstümüze düşeni yapmak da değil önemli olan yapmayanları da uyarmak gerekiyor. Önce kendimizden başlayarak çevremizi de etileyerek her birimiz birer "global warner" olmalıyız.
Çok geç olmadan!

Etiketler:

p>

Yazar: <$kudretraquo; Yorumlar: