<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9123432221727993451\x26blogName\x3dBilgi+Seli\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLUE\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/\x26vt\x3d7293253217523931086', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

<$

Etiketler:

p>

Yazar: <$kudretraquo; Yorumlar:

<$


Aslında bu konuya girmeden önce “tek olmak” diye bir kavramın artık hiçbir pazar için mümkün olmadığını unutmamamız gerekiyor. Herhangi bir ürünün başka bir markayla pazarda yer alması artık bir yılı bile bulmuyor.

Şimdi sizi biraz tozlu raflarda kalmış bir bilgiye götüreyim. Türkiye'deki ilk "blue jean" ya da "kot pantolon" ya da "kot" ne zaman satıldı bilir misiniz? Biliyorsanız da ben anlatayım artık. Her ticari çalışmada olduğu gibi yine burada da bir Kayserili vatandaşımız çıkıyor sahneye: Muhteşem KOT. Muhteşem Bey, ilk olarak 1940 yılında Paris'te gördüğü mavi pantolunu kumaşıyla ve giyimiyle çok beğenir. Ticari aklı çok iyi çalışır ve Türkiye'de üretmeye karar verir. Bir takım çalışmalardan sonra üretmeye başlar ve KOT adıyla piyasaya sürdüğü bu mavi pantolonlar tıpkı Levi's gibi fiziksel olarak ağır işlerde çalışan kişiler arasında çok tutulur. 1960 yılında da KOT'un marka tescilini alır. Ancak nedense işler yolunda gitmez ve herkesin aklında "kot" olarak kalan bu pantolunun asıl markası pazarda tutunamaz. Bir süre sonra tekrar üretime geçseler de 1992 yılında üretime tamamen son veriliyor.

Şimdi biraz düşünelim. Kot hepimizin marka isimlerinin yanında "blue jean"i anlatmak için kullandığımız bir kelime (Mavi kot, Levi's kot gibi), hatta öyle ki TDK sözlüğüne bile girmiş durumda. Varlığını sürdürmemesine rağmen dilimize yerleşmiş. Marka olarak ise Türkiye'deki sektöre girdiği dönemde ilk ve tek olduğu da kesin. Marka olarak da görüldüğü üzere yer etmiş. Tüketimi yüksek bir ürün ve haliyle büyük bir pazar. Peki bütün bunalra rağmen neden olmadı? İki kez denenmesine rağmen neden tutunamadı pazarda "kot"?

Biraz toparlayalım: Markanın başarısı pazarda ilk olmasıyla, bilinilirliğini en üst düzeyde tutup tüketicinin zihninde iyice yer etmesiyle ölçülebilir ama bunlar markanın başarısının sürekliliğinde yeterli değildir. Çünkü sizin geldiğiniz kalite standartlarına ve marka bilinirliğine diğer markalar da büyük bir ekonomik destekle ulaşabilir. Hatta büyük bir ekonomik desteğe ihtiyaç olmayabilir de. Verdiğim örneklerde olduğu gibi de "tek ve ilk olmak" büyük bir avantaj olsa da yeterli olmayabilir.

Şimdi gelelim varmak istediğim noktaya. Bence, bir markanın varlığını sürdürmesi, bilinilirliğini sürekli tutması, pazar payını arttırması ve gerçek bir marka olması için innovasyon (yenilik) gerekir. Yenilikçilik üzerine ayrıca yazılması gereken bir konu. Onu da bir sonraki yazıya saklayalım.

Etiketler:

p>

Yazar: <$kudretraquo; Yorumlar:

<$


Türkiye’deki deterjan sektöründe birçok şirket var. P&G, Unilever, Henkel ve Hayat Holding bu sektörün liderleri. Tursil ile girelim bu sektöre. “Tursil” kelmesinin “deterjan” yerine kullanıldığını duymuşsunuzdur. Tıpkı “Selpak” ve bundan sonra vereceğim birkaç örnekte olduğu gibi. Şu an Tursil bir Henkel markası ve sektörde çok iyi bir yerde olduğunu söylemek mümkün değil. Aynı şekilde eskiden var olan “Vim” markasının da “temizlik tozu”nun yerine kullanıldığını hatırlıyoruz. Başka bir Pazar olan “yapıştırıcı” pazarındaki yapıştırıcı istemek yerine kırtasiyeden istediğimiz UHU ’yu da hatırlıyoruz sanırım hepimiz. Peki nerede şimdi bu markalar? Selpak’ın yaptığını bu markalar da başardılar zamanında ancak pazardaki yerlerinde yeller esmekte ya da listenin en üstündeki yerlerinin yerinde şimdi başkaları oturmakta.

Hala sorumuzun cevabını bulamadık. O zaman marka konusunda uzman olan bir başka ustaya kulak verelim: Hulusi DERİCİ. “Audi’de asla bulamayacağınız aksesuarlar” kampanyasından ya da Zeki Triko için yaptığı ve Atatürk’ü kullandığı akıl dolu “Güneşi özledik ” kampanyasından kendisini biliyoruz. 2003 yılındaki 2.Ankara Marka Konferansı’nda bu konuyla ilgili şöyle diyordu: “İlk olmak çok önemli değildir. Önemlidir, ama bu kadar önemli değildir, ama bir konuda ilk veya tek olmak...”

Hulusi Derici’ye göre markanın başarısı bir başka kriterle de sağlanabilirdi: tek olmak.

Bu noktada hepimizin aklına ilk gelen kurumlardan biri tabiki Microsoft. Ben Microsoft’un bir ürünü olan Microsoft Office ile bu konuya girmek istiyorum. Microsoft Office her geçen gün pazardaki payını arttırmakta, bu konuda hiçbirimizin şüphesi yok. Rakipleri StarOffice ve OpenOffice pek de iç açıcı durumda değiller. Ancak şöyle de bir durum var. StarOffice pek şanslı olmasa da OpenOffice oldukça yol katetmekte. Tıpkı diğer açık kaynak kodlu yazılımların kullanımdaki artış gibi OpenOffice’in kullanımında da ciddi bir artış var ve bana sorarsanız, Linux kullanımındaki artışın verdiği ivmeyle birlikte iyiden iyiye artan OpenOffice kullanımı 2.0 versiyonundaki yeniliklerle birlikte çok daha büyük bir ivmeyle iyice artacak. Microsoft’un diğer ürünlerinde olduğu gibi bu alanda da -neredeyse- tek olmak Microsoft’a yetmeyecek. Açık kaynak kodlu yazılımlar ve Microsoft arasındaki ateşli savaşı anlattığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Gelecekle ilgili öngörülerde bulunarak bu noktada bir karar vemek anlamsız ve yanlış olur. O zaman geçmişe bakıp “tek olmak” ne kadar yeterli onu sorgulayalım.

Etiketler:

p>

Yazar: <$kudretraquo; Yorumlar: