<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d9123432221727993451\x26blogName\x3dBilgi+Seli\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLUE\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://bilgiseli.blogspot.com/\x26vt\x3d7293253217523931086', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

<$

Bu konudaki tartışmalardan ikincisi bir öncekiyle çelişen bir noktada. Bazı bilim çevreleri monopol bir pazarın etik olmadığını savunurken bir başka cephe de sentetik biyolojinin sırlarının açıklanmasının dünyayı daha kötü etkileyebileceğini düşünüyor. Çünkü eğer sentetik biyolojinin sırları açıklanırsa bunun teröristler tarafından en güçlü biyolojik silahlara dönüştürülmemesi için hiçbir sebep yok. Counter Punch’da yayınlanan “Synthetic Biology: Genetic Engineering on Steroids” ve Businees Week’te yayınlanan “On The Brink Of Artificial Life” yazılarında Stanford üniversitesinden David Magnus’un “Görünen o ki bunu kontrol etmek imkansız” sözlerine yer verilmiş. Magnus bu tür iyi canlılar oluşturulmaya çalışılırken çok güçlü patojen canlıların da oluşturulabileceğini söylüyor. Bu konuda New Scientist dergisinin editörlerinin söylediği de Magnus’u destekler nitelikte:

“If there ever was a case for scientists around the world to engage in sensible self-regulation before a nightmare becomes reality, this is it." (Counter Punch).

Bu söylenenlere Dr.Verner’in tepkisi ise ilginç: “Patent kritik bir kelime ve insanlar sentetik canlılardan korkuyorlar”. Bana kalırsa korkmakta haksız da değiliz. Biraz abarttığımı düşünebilirsiniz belki ama Dr. J. Craig Vernet Enstitüsünün resmi sitesinde de okuyabilceğiniz 2003 yılında yapılan “14 günde 5386 çiftten oluşan bir bakteriyofaj DNAsını sentezledikleri” açıklamasından sonra 3 Kasım 2003 tarihli Federation of American Scientists (FAS)’ın yayınladığı “The Darker Bioweapons Future” başlıklı CIA raporunda kısa değerlendirmeler yapılmış ve şöyle denilmiş:

“The effects of some of these engineered biological agents could be worse than any disease known to man.”

Bu konuda araştırma yaparken Wall Street Journal’da yayınlanan konuya biraz pazar gözüyle ve ekonomik açıdan bakan “J. Craig Venter's next big goal: Creating new life” yazısında şu hatırlatmaya rastladım:

“The dangers are real. Almost any skilled geneticist with a laptop, published gene sequence information and mail-order DNA can potentially create a lethal artificial pathogen. Three years after Dr. Wimmer created his artificial polio virus, other U.S. scientists caused even greater alarm when they resurrected the deadly 1918 "Spanish flu" virus, which killed more than 40 million people at the beginning of the 20th century.”

Bu konudaki üçüncü tartışmaysa diğer genetik konulardaki tartışmayla aynı: “etik değerler”. Biyoloji konusunda çalışan bazı bilim adamları sentetik canlıların oluşturulmasıyla “farklılık” ve “seçkinlik” kavramlarının kaybolacağını düşünüyor. Bu konuda daha önce de bu konularda David Magnus ile beraber çalışmış olan Arthur L. Caplan yapay hayatın Tanrılaşmak olmayacağını ama bunun kendimizi algılayaşımızı ve seçkinliğimizi azaltacağını söylüyor. (Business Week) (Caplan ve Magnus’un Dolly’nin kopyalanmasıyla başlayan sürecte, sentetik hayata ulaşmanın hangi yoldan geçtiği ve etik sorunlarla ilgili Science Magazine’de 1999’da yayınlanan Ethical considerations in synthesizing a minimal genome makalesini okuyabilirsiniz. Bu iki bilim adamının ve beraber çalıştığı grubun bazı etik konularla ilgili kaygıları çözmekle birlikte o günlerde sordukları bazı soruları hala cevaplarının bulunamadığını okumuş olacaksınız.)

Sentetik biyoloji konusunda ABD’deki diğer şirketlerde boş durmuyor elbette. Ancak son zamanlardaki gelişmeler hem bu işle ilgilenen bazı bilim adamlarını hem de konuya uzak da olsa ilgili kişileri rahatsız etmeye başladı. Çünkü bu tür bilimsel çalışmaların yararlarını hepimiz bilsek de iyilikten büyük kötülükler doğabileceğini daha önce tattık. Bu noktada size Einstein atom bombasının yapılmasına giden yolda iyi niyetiyle nasıl öncülük ettiğini ve sonradan duyduğu pişmanlığı hatırlatmak isterim. Aynı atom bombasında olduğu gibi sentetik biyoloji konusunda da dikkatli davranmakta fayda var tabiki ama bunu yapacak olanlar yine bilim adamları. Zamanla neler olacağını göreceğiz. Hatta Dr.Craig’in sözlerine bakılırsa yapay canlıyı görmemiz sadece aylar alacak:

Dr Venter said that, in the light of this success, the culmination of a decade’s work, he will be attempting the first transplant of a lab-made genome to create the first artificial life “within months.” (“Telegraph: First artificial life 'within months”)

Bütün bu araştırmaları yaparken biraz fazla derinlere daldım ama sizi de sürüklemek istemiyorum boğulmayın diye. Bir taraftan da Türkiye’de konuyla ilgili nelerin yapıldığını, öncesinde tabiki yapılıp yapılmadığını da merak etmekteyim. Bu konuda bilgisi olan arkadaşlardan bildiklerini bizlerden esirgememelerini isterim

Etiketler: ,

p>